Sinema Arkeolojisi |
Sesli Sessiz ve Renkli Sinema
Ender Bazen
Türkçe sinema yayınları dökümünün ilk satırında karşılaşırız onunla. 1931 yılında yayınlanmış olması onu sinema kitaplarının öncüsü yapar. Yazarı olan Sedat Simavi (1896-1956), böylece salt ilk konulu filmimizin yönetmeni olarak değil, ilk sinema kitabımızın yazarı olarak da sinema tarihimizdeki yerini perçinler. Nijat Özön, Kanaat Kütüphanesi tarafından 64 sayfa olarak yayınlanan bu kitabın özgün bir çalışma değil, 1925 yılında yayınlanan Encylopedie par l’Image serisinden çıkan Le Cinema’dan bir adaptasyon olduğunu yazar. Açıklamaları ve resimleriyle günün gereksinimlerini fazlasıyla karşıladığı anlaşılan kitabın adapte bölümlerine eklemlenen oldukça kişisel görüş ve yorumlar olduğu görülmekte.

Girişinde “Bu küçük eserin halka sinema hakkında mücmel ve muhtasar bir malumat vermekten başka bir iddiası yoktur. Bu eseri okuyacak olanlar bir filmin imalinin bütün teferruatına vakıf olabilecekler ve renkli filimlerle sesli filimler hakkındaki meraklarını tatmin edebileceklerdir.” tümceleri yer alır.
Kitap “Sinemanın tatbikat sahasına duhulü binnispe yeni olmakla beraber esası çok eskidir.” diyerek geçmişe yönelir ve makinalar, filmler, developman, projeksiyon, stüdyo, aydınlatma, dekor, kostüm, makyaj, fotojeni (...bu artist fotojeniktir diyince, o artistin sinemada muvaffak olmak için fotografçılık noktai nazarından bütün şeraiti haiz olduğunu ifade etmiş oluyoruz.), senaryo, yönetmenlik (Senaryo kabul edildikten sonra iş vazıı sahneye intikal eder.) ve sinema haveskarlarına yönelik ürünler hakkında gereken ön bilgileri verir. Sadece kurgu bir paragrafta ve yapıştırma işlemine indirgenerek geçiştirilir.
Sesli filmler başlığı altında gramofonla yapılan eşlemenin yarattığı sorunlar üzerinde durulur ve gerçek sesli filmin sesin film üzerine kaydedilmesiyle sağlandığı saptaması yapılır. Zamanın koşulları üzerine “Karilere sinema hakkında mücmel bir malumat vermekten başka bir iddiası olmıyan bu küçük kitaba sesli filimin fenni cihetini bütün tafsilatı ile kaydetmek maalesef imkansızdır.” denilmektedir. Renkli film ile ilgili bölüm, önceeki aşamalar üzerine kısa bilgiler taşır: “Netice itibarile renkli filim imalatı henüz en son tehamül safhasına dahil olmamıştır.”

Kitap, sinemanın istikbalinin sesli ve renkli filmlerin muvaffakiyetine bağlı olduğunun, günün sinema sanayiinin Amerikan sermayesinin diktatörlüğü altında bulunduğunun ve bunda doların cazibesine kapılan bahtiyar yıldızların büyük etkisi olduğunun altını çizer.
Kitabın son alt başlığı olan ve kişisel bilgi ve düşüncelere boğulan Sinema ve Tiyatro’da ilginç saptamalar bulunur: “Filvaki gerek bizim memleketimizde, gerek Avrupada ve Amerikada sinema saygısız bir misafir gibi birçok sahalarda tiyatronun hukukuna tecavüz etmiştir.... İşlediği, demir, çelik, vesair madenleri gibi maddileşen Amerikalı şiiri, ve şairi nasıl öldüremedi ise, tiyatroyu da öldüremeyecektir.”

Sayfaları ilerledikçe nesnellikten öznelliğe kayan ve magazin havasına bürünen Sesli Sessiz ve Renkli Sinema, odak yanılsaması yaratmakla birlikte bir ilk olması ve onu izleyenlerin uzun bir süre daha fazlasını aktaramamış olması nedeniyle takdir edilecek neviden. Ancak en ilginç olan, 1925 civarına odaklanan bilgilerin bu kadar kısa bir süre içinde eskimiş ve eskimeye yüz tutmuş olması nedeniyle teknolojinin hızına kanıt oluşturmaları olsa gerek.