İstatistiklerin Dili |
Anket Yorumları
Ender Bazen
Gerçekleştirmiş olduğumuz ankette elde edilen sonuçlara dönük olarak yapılan yorumlar sürüyor. Elimize ulaştıkça değerlendirip editoryal elemeden geçirdikten sonra onları sizlerle paylaşacağız. İşte yorumların ilk partisi:
1-Sinema konusunda bilgilenmek için kullanılan kaynaklar arasında ipi gazetelerin göğüslemesi anlaşılır ve hatta doğru kabul edilebilir bir sonuç değil. Gazeteler sanat ve sinema açısından bu bomboş halleriyle sinema açısından en fazla yararlanılan kaynak olamaz. Tek yaptıkları vizyon bilgisi taşıyan film reklamlarını yayınlamak. Dergilere gelince, en çok okunanlara bakarsanız, sinema denince ne tür bilginin peşinde koşunda daha iyi anlaşılır. Sanırım, okunmak ile bakınmak arasındaki farka doğru gidiyoruz. Cahil kutusu tvnin üçüncü sırada olması da sinema kültüründen ne anladığımızı bir kez daha ortaya koyuyor. Aynı saptamayı kullanılan 5 kaynak arasında sonuncu sırada yer alan kitaba verilen oyların toplamı ve yüzdesi de doğruluyor. Okunma oranı %13de kalan kitap, sinema kültürü konusundaki yetersizliğimizi göstermekte. Ancak internetle ilgili sonuç ve yorum konusunda biraz kafam karışık. Neden? Bir çöp yığını olduğu yorumu kesinlikle doğru ama o çöpün içinde çok nadir de olsa bazen olmadık derinlikte yazılara rastlamak mümkün.
2- Film seçiminde dikkate alınan kriterler arasında yönetmenin ilk sırada yer alması yönetmenin starlaşma eğilimini ortaya koyması açısından ciddi bir değişimi müjdeliyor. Bu yeni bir pazarlama anlayışını da geliştirebilir. Kriterler arasında yer alan öneri, sıralamada kendine yer bulamamış. Hayat pratiği bunu pek doğrulamıyor. Kendine bunca güvensiz bir toplumun başkasının önerisini dikkate almaması mümkün mü? Bu ne anlama geliyor? İletişim sorunumuzu mu açığa vuruyor? Kendi bilgimize olan aşırı güvenimizi mi? En önemli bulgu, ödüllerin dikkate alınmıyor olması, ödül mantığının iflasını göstermekte. Şaşılacak bir durum değil oysa, film başına 2,5 ödül dağıtılırsa anlamı kalmaz ödüllendirmenin.
3- Eleştiri yazılmayan bir dünyada, eleştiriye tahammülü olmayan bir ülkede ve eleştirel beslenmesi olmayan bir sinema sektöründe eleştirmen olmayı istemek çok anlamlı geldi bize, Don Quichottevari…
4-Kadın yönetmenlerin sayısının bunca artmasına rağmen bunca az sayıda beğenilen film çekmiş olmaları düşündürücü, kafa yormaya değer bir konu. Filmlerine mi ulaşılamıyor, genel seyirci kitlesine uzak mı düşüyorlar, festivaller programlarında pozitif ayrımcılık mı uygulamıyor yoksa aralarında olmaktan zaman zaman keyif aldığım feminist arkadaşlar yan gelip yatıyor mu?
5- İstatistiklerin en ilgi çeken, en çok beklenen sonuçları en iyi film listesi oldu. Bu liste üzerine yapılmış bir analizi paylaşmak isteriz: Listenin en eski filmi, 1940’ları tek başına temsil eden Citizen Kane. 1980’ler Nuovo Cinema Paradiso sayesinde tek filmle geçilmiş. 1970, 1990 ve 2000’ler üçer filmle temsil ediliyor. Listeye en fazla film sokan yapımcı ülke Birleşik Devletler (4), onu 2 filmle Fransa izliyor. Listede kendine tek filmle yer bulan ülkeler Britanya, Hong Kong, Meksika, SSCB ve İtalya.
Benzer bir analizi yerli yapımlara uyguladığımızda 1960 ve 1970’ler tek filmle, 1980 ve 2000’ler iki filmle ve 1990’lar dört filmle temsil ediliyor. Listenin en eskisi 1965 doğumlu Sevmek Zamanı, en yenisi ise 2004 doğumlu Gönül Yarası.
6- En iyi yönetmen sıralamasında kendine yer bulabilen tek Uzak Doğulu yönetmen Wong Kar-wai. Bunca vizyonluk filme ve tanınmış yönetmene rağmen çok silik kalmışlar. Belki de kitlelerce bilinen başka yönetmenleri yok!
7- Ülkeler sıralamasında ancak 7. olarak çok gerilerde kalmış olmasına rağmen, ki bu çok da anormal bir sonuç olarak görülmemeli. Ancak gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var. SSCB/Rus sineması film başına topladığı 3 puan ortalaması ile bu açıdan lider. Festivallik sinemaseverlerin ve özellikle de akademik çevrelerin ayılıp bayıldığı, bir zamanlar methiyeler düzmekten yorgun düştükleri İran sineması ise ite kaka listeye girebilmiş görünüyor. (Bu saptamayı doğrularcasına, anket sonuçlarının yıllara göre dağılımına bakınca İran sinemasına dönük ilginin hızla inişte olduğunu görmüştük.)
8-Şu Afrika sineması ilgisizliğini açıklayacak çok özlü ve soğukkanlı açıklamalar yapılabilir. Ama sanırım hepsinin yolu cahilliğimize çıkar. Tembeliz, bilgisiz ve ilgisisiz!